TEZHİP
Tezhip, geleneksel bir süsleme sanatı olup, Arapça altın anlamına gelen 'zehep' kelimesinden gelir.
Kimi rivayete göre de tezhip kelimesi dilimize Farsçadan geçmiştir. Genel anlamıyla altın ile süsleme (bezeme) anlamına gelen tezhibin Orta Asya'dan özellikle de Uygurlardan bu yana gelişerek günümüze ulaştığı bilinmektedir.
Tezhipde kullanılan Hatayi çiçeklerinin Uygurlarda kullanılan lotus çiçekleri ile başladığı düşünülebilir. Selçuklular ile Anadolu'ya ulaşmış ve Osmanlı Devleti zamanında en parlak dönemini yaşamıştır.
Fatih Sultan Mehmet döneminde ilk resmi nakkaşhane Topkapı Sarayında açılmış, dönemin en güzel eserleri icra edilmiştir. Baba Nakkaş, Fatih'in baş nakkaşı olarak önemli eserler bırakmıştır. Bu dönemde eserler, tek bir kişi tarafından değil, her bir aşama cetvel çeken, altın süren, tahrir çeken uzmanlaşmış nakkaşlar tarafından yapılırdı.
Kanuni Sultan Süleyman dönemi ise, her bakımdan tezhip sanatının belli bir olgunluğa erişerek zirve yaptığı çağdır. Nakkaşhanelerde tezhipte renk, motif, desen çeşitliliği artmış, Kanuni'nin baş nakkaşı Kara Memi önemli eserler bırakmıştır. Daha sonraları saray dışında da nakkaşhaneler kurulmuş, tezhip sanatı icra etmeye devam edilmiştir.
15. ve 16. yy tezhip sanatının en şaşaalı dönemi olarak tarihte yerini alır. 18. yy'da batı etkisinde kalınmış, yeni desen ve motifler ortaya çıkmıştır (Rokoko Dönemi). 19. ve 20.yy'da matbaanın yaygınlaşması ve el yazması kitapların azalması, tezhip sanatının öneminin azalmasında etkili olmuş ve bu sanat unutulmaya yüz tutmuştur. 20.yy'da ise Ordinaryus Prof. Dr Süheyl Ünver sayesinde tezhip sanatı tekrar eski önemine kavuşmuş ve birçok sanatçı yetiştirilmiştir. Günümüzde üniversiteler ve Milli Eğitime bağlı çeşitli kurslar sayesinde birçok alanda tezhip bir süsleme sanatı olarak kullanılmaktadır.